|
Aşk Ve Ölüm...!
9.SINIF
Şuan dersteyiz.yanımda dünya tatlısı bir kız oturuyor.Yüzüne bakmaya kıyamıyorum.onu ne kadar çok sevdiğimi bilmiyor.o benim en yakın arkadaşım. beni sadece arkadaşı olarak görüyor.nedenini bilmiyorum ama kendimden çok utanıyorum...
10.SINIF
Evdeydim arayıp erkek arkadaşıyla tartıştığını ve bana ihtiyacı olduğunu söyledi.sonra bize geldi.bana sıkı sıkı sarılıp ağladı.Şuan dizimde uyuyor.saçlarını okşayıp ogül yüzünü doya doya seyrettim.ben onu o kadar çok severken o beni sadecearkadaşı olarak görüyor.nedenini bilmiyorum ama kendimden çok utanıyorum...
11.SINIF MEZUNİYET BALOSu
Onunla çocukluktan beri arkadaşız.8. sınıftayken birbirimize söz vermiştik lise sonda mezuniyet balosuna gidecek eşimiz olmazsa beraber gidecektik.beni aradı ve erkek arkadaşının hastalanıp gelemeyeceğini söyledi ve beraber gidebilir miyiz diye sordu. kabul etttimonu evinden aldım.balodaki en güzel kız oydu.bembeyaz elbisesiyle tıpkı bir melek gibiydi..gece boyu dans ettik.kollarımdayken hep aynı şeyi düşündüm onu çok seviyordum .gece sonunda onu evine bıraktım.beni yanağımdan öpüp en iyi arkadaşı olduğumu söyledi.onu gerçekten çok seviyorum.ama o beni arkadaşı olarak görüyor.ona onu sevdiğimi nasıl söylerim. nedenini bilmiyorum ama kenmdimden çok utanıyorum...
Aradan yıllar geçti.. şimdi o canımdan çok sevdiğim meleğimi toprağa veriyorum. özel eşyalarının arasından kara kaplı bir defter çıkmış bana verdiler.okuyup okumamakta kararsızdım.açtım. bu bir günlüktü ve bir sayfasında şöyle yazıyordu...
''Şuan dersteyiz ve yanımda dünya yakışıklısı bir çocuk oturuyor.yüzüne bakmaya doyamıyorum.onu ne kadar çok sevdiğimi bilmiyor.beni arkadaşı olarak görüyor.erkek arkadaşım olduğu yalanını söyleyerek ve sürekli onunla ilgili yalanlar uydurarak yanında olabiliyorum.onu canımdan çok seviyorum.bana bir kerecik SENİ SEVİYORUM deseydi dünyalar benim olurdu...''
Ben bu satırları okurken meleğimi çoktan gömdüler.hıçkırıklarımı tutamıyorumgözümü mezarından alamıyorum.merak etme biriciğim ben de ben de seni çok seviyorum....
''kendine iyi bak''
Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden başkası olmayacak yanında sana bakacak. Ben olmayacağım. Kendine iyi bak ve beni düşünme. Çünkü ben de seni düşünmeyeceğim artık. Arama sakın beni, yazma, çünkü ben yazmayacağım. Sil beni yüreğinden, çünkü ben sileceğim. Fakat, yaşanılan, paylaşılan güzel şeyler hatırına sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum.
Kendine iyi bak. Aramızda geçen herşeye rağmen benden sonra iyi olduğunu bilmeyi tercih ederim. Aslında bilmem çok önemli değil, iyi olduğunu varsayacağım ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle başbaşa, yapayalnız bırakıyorum ben. Biliyorum kendini bırakacaksın benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslına bakarsan, çok da fazla umursamıyorum."
Kendine iyi bak derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onları ayırmak, eti tırnaktan ayırmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok acı vericidir, yürek parçalıyıcıdır. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine “Kendine İyi Bak gözleriyle ayrılırlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadarTa ki son elveda mezar sessizliğine bürününceye kadar
Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez “Kendine İyi Bak derler ve giderler. Onlar eti tırnaktan ayırmak yerine ölümü yeğlerler. Onlar bu acıyı bir kezden fazla kaldıramayacaklarını bilirler.
Kendine iyi bak derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet değil midir aslında seni seveni, ihtiyacı olanı yüzüstü bırakıp gitmek. "Kendine iyi bak" derler ve giderler. Seni suskunluğa mahkum edip giderler. Seni parçalara ayırıp, en büyük parçayı yanlarına alıp giderler. Seni senden alıp giderler.
Daha kötüsü suçlayamazsın onları tüm bunlar için. Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardır elbet. Suçlatmaz kendini. Savaşmadıkları için kızarsın ama suçlayamazsın. Savaşmışlarsa, yenildikleri için kızarsın ama suçlayamazsın. Yenildiğin için kızarsın ama suçlayamazsın… Ayrılığın kaçınılmazlığına inandırır seni, "kendine iyi bak" derler ve giderler. Elinden umutlarını, düşlerini, sevgilerini alıp giderler. Bir tek anıları bırakırlar geride, bir de hatırladıkça gözyaşlarına boğulasın diye
unutulmayan nağmeler.
Arkalarına bakmadan çekip giderler eğer yalnız kalmışsan, çünkü insafsızlıklarını görmek istemezler. Herşey o saniye orada bitsin, kapansın bu sayfa isterler. "Bitti" diyemedikleri için, "kendine iyi bak" derler. "Kırıldım ve affedemiyorum" diyemedikleri için "kendine iyi bak" derler. "Seni istemiyorum artık, hayatımdan çıkaracağım ama bil ki hiç unutmayacağım" diyemedikleri için kendine iyi bak derler. "Biliyorum çok kanayacaksın ama daha iyisini yapamıyorum" diyemedikleri için "kendine iyi bak" derler. Vicdanlarını rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktır ve o yara asla kapanmayacaktır, bilirler.
Kendine iyi bak bir noktadır çoğu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansın isterim ben. Oysa sen iyisin Sen gözümdeki ışık, dudağımdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin. Sen hayatıma renk katan, sen yüreğimdeki çarpıntı, sen hayatımdaki neşesin. Sen yolumu aydınlatan, sen dert ortağım, sen gönül yoldaşım, sen bir tanesin. "Kendine iyi bak" deme bana. Nokta koyma.
Keşke böyle yaşanmasaydı bazı şeyler, keşke affedebilsen beni, keşke ben de affedebilsem Keşke döndürebilsek zamanı geriye. Keşke bugünkü aklımızla yaşasak herşeyi baştan. Nafile... Ama yine de, gitmesen olmaz mı? Bitmesek olmaz mı? Sen eksikken, ben nasıl tam olurum? Senden kalan boşluğu kimlerle doldururum? Savaşsak, aramıza giren şeytanla olmaz mı? Hani büyük aşklar her türlü engeli aşardı, hani gerçek dostluklar her sınavı geçerdi, hani sevgi eninde sonunda kazanırdı? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek değerler
vardı? Hani en büyük zaferler, en kanlı savaşların ardından kazanılırdı? Bunların hepsi yalan mı? Sahiden..., gitmesen olmaz mı? Bitmesek olmaz mı?
Peki o zaman. Senin istediğn gibi olsn. Öyleyse...Sen de "KENDİNE İYİ BAK."
Kendine Iyi Bak derler, kurşunu kafana sıkıp giderler.
|
|
|
|
|
' SUYUN ÇİÇEĞE AŞKI ''
Günün birinde bir çiçekle su karşılaşıyor ve arkadaş oluyorlar.İlk
önceleri güzel bir arkadaşlık olarak devam ediyor birliktelikleri, tabii
zaman lazımdır birbirlerini tanımak için. Gel zaman, git zaman çiçek o kadar
mutlu oluyor ki, mutluluktan içi içine sığmıyor artık ve anlıyor ki, SU'ya
aşık olmuştur.İlk kez aşık olan çiçek ,etrafa kokular saçar ya, '' Sırf senin
hatırın için eyy su'' diye..
Öyle zaman geliyor ki artık su da içinde çiçeğe karşı bir şeyler
hissetmeye başlıyor. Zannediyor ki, çiçeğe aşıktır ama su da ilk defa aşık
oluyordur. Günler ve aylar birbirini kovalıyor ve çiçek acaba '' su beni
seviyor mu? '' diye düşünmeye başlıyor. Çünkü su , pek ilgilenmiyor
çiçekle..... Halbu ki çiçek, alışkın değildir böyle bir sevgiye ve
dayanamıyor. Çiçek, suya '' SENİ SEVİYORUM'' diyor. SU, '' BEN DE SENİ
SEVİYORUM'' diyor. Aradan zaman geçiyor ve çiçek yine '' SENİ SEVİYORUM''
diyor. SU yine '' BEN DE'' diyor
Çiçek, sabırlıdır. BEKLİYOR,BEKLİYOR, BEKLİYOR..........
Artık öyle bir duruma geliyor ki, çiçek koku saçmıyor etrafa ve son kez
suya '' SENİ SEVİYORUM'' diyor. Su da ona söyledim ya '' BENDE SENİ
SEVİYORUM'' diyor. Ve günü geliyor çiçek yataklara düşüyor. Hastalanmıştır
çiçek artık. Rengi solmuş, çehresi sararmıştır çiçeğin.
Yataklardadır artık çiçek . SU da başında bekliyor çiçeğin, yardımcı olmak
için SEVDİĞİNE.....
Bellidir ki artık çiçek ölecektir ve son kez zorlukla başını döndürerek
çiçek, su ya diyor ki; '' SENİ BEN GERÇEKTEN SEVİYORUM'' . SU, çok
hüzünleniyor bu durum karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırıyor''
nedir sorun'' diye....
Doktor geliyo ve muayene ediyor çiçeği.
Sonra şöyle diyor doktor: '' HASTA DURUMU ÜMİTSİZ ARTIK ELİMİZDEN Bİ ŞEY
GELMEZ.'' SU, merak ediyor, sevgilisinin ölümüne sebeb olan hastalık nedir
diye ve soruyor doktora. Doktor, öyle bir bakar ki su ya ve diyor ki: ''
ÇİÇEĞİN BİR HASTALIĞI YOK DOSTUM .......
BU ÇİÇEK SADECE SUSUZ KALMIŞ , ÖLÜMÜ ONUN İÇİN ''. VE anlamıştır artık su ,
sevgiliye sadece '' SENİ SEVİYORUM'' demek yetmemektedir........
Bu yazı sana sevdiğim....
Sen giderken ben yüreğim ellerimde,gözümde yaşlar seni seyredeceğim.Ta ki karanlığın içinde kaybolana kadar. Sonra yavaş yavaş yürümeye başlayacağım. Attığım her adım beni senden biraz daha uzağa götürecek.. İki damla yaş akacak gözlerimden yüreğime..Her damlada seni çağıracağım...
Nereye gittiğimi bilmeden yürüyeceğim saatlerce. Ölümü düşüneceğim sonra. Her şeye son vermeyi. Ama aklıma "sen" geleceksin.. Cesaret edemeyeceğim.. İki damla yaş akacak gözlerimden..Her damlada seni yaşayacağım.
Hiç bitmeyecek bu gece. Bundan sonraki gecelerin bitmeyeceği gibi.. Sabaha kadar resimlerine bakacağım.. İki damla yaş akacak gözlerimden.. Her damlada seni hatırlayacağım.
Elim telefona gidecek.. Seni aramak isteyeceğim.. Sana bağırmak, haykırmak isteyeceğim.. Ama belki korkudan belki istenmemenin verdiği üzüntüden arayamayacağım.. İki damla yaş akacak gözlerimden..Her damlada seni duyacağım....
Güneş doğacak.. Kimin için acaba?? Benim için olmadığı kesin. Kendimi yollara atacağım.. Kalabalığın içine karışacağım. Tutunacak bir dal,sığınacak bir liman arayacağım kendime. Aklıma "sen" geleceksin.. iki damla yaş akacak gözlerimden.. Her damlada seni arayacağım..
Annemler soracak.. Neden diye soracaklar.. Neden gitti?? Verecek bir cevap bulamayacağım..Bildiğim tüm kelimeler sanki senle beraber gitmiş gibi olacak.. İki damla yaş akacak gözlerimden. Her damlada seni göreceğim.
İşte senin istediğin oldu.. İşte benim hayatımın özeti..
Her şeye rağmen ayrılmakta kararlıydın. Ama bende seni içimde yaşatmaya kararlıyım.. Bırakta hiç değilse seni istediğim gibi yaşayayım. Son öpüşünün sıcaklığı kalsın dudaklarımda. Son söylediğin söz elveda değil SENİ SEVİYORUM olarak kalsın. Sen git ben gelmiyorum. SENDEN KALANLARLA BURADA KALACAĞIM. İki damla yaş akacak gözlerimden. Her damlada sana yeniden aşık olacağım!!!!!!!!!!!
Ayrılık hiç bu kadar acı olmamıştı.
|
|
|
|